Savaşın Acısı ve İnsanlığın Vicdanı
Bu, insanlığın vicdanını ilgilendiren bir meseledir.
Davut Güloğlu
3/2/20263 min oku


Merhaba, ben Davut Güloğlu.
Yıllardır sahnelerde türküler söylüyorum. Ama şunu da gördüm ki insanın kalbine dokunan her türkü, aslında insanlığın ortak hikâyesidir. Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun, bir annenin gözyaşı aynı acıyı anlatır; bir çocuğun gülüşü aynı umudu taşır.
Bugün Ortadoğu’ya baktığımızda ise insanın içini yakan bir tablo görüyoruz. İran’dan Filistin’e, Gazze’den Lübnan’a kadar uzanan bu coğrafya tarihin en kadim medeniyetlerine ev sahipliği yapmış bir toprak. Ama ne yazık ki yıllardır savaşın, acının ve adaletsizliğin gölgesinde yaşıyor.
Özellikle Filistin’de yaşananlar artık sadece bir siyasi mesele değildir. Bu, insanlığın vicdanını ilgilendiren bir meseledir. Gazze’de yıkılan evler, bombaların altında kalan şehirler ve hayatını kaybeden masum çocuklar bize bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: Savaşın kazananı yoktur, savaşın yalnızca mağdurları vardır.
Ben bir sanatçı olarak dünyaya şu gözle bakarım: İnsanların dili, dini, rengi farklı olabilir ama acı her yerde aynıdır. Bir annenin çocuğunu kaybetmesi, hangi coğrafyada olursa olsun aynı yürek sızısını taşır.
Ortadoğu’daki çatışmaların çoğu zaman dinler arası bir savaş gibi gösterildiğini de görüyoruz. Oysa bu gerçeğin tamamı değildir. Tarihe baktığımızda şunu görürüz: İnsanlık yüzyıllar boyunca farklı inançlarla birlikte yaşamayı başarmıştır. Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler aynı şehirlerde komşu olmuş, aynı pazarlarda alışveriş yapmış, aynı sokaklarda büyümüştür.
Bu yüzden bugün yaşananları sadece dinler arası bir mücadele olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Çoğu zaman dinler ve kimlikler, daha büyük güç mücadelelerinin içinde bir araç hâline getiriliyor. İnsanların inançları üzerinden oluşturulan gerilimler, aslında siyasi ve ekonomik çıkarların gölgesinde büyüyor.
Benim inancım şudur: Gerçek din insanı öldürmez, insanı yaşatır. İslam’ın özü merhamettir, adalettir ve barıştır. Peygamberimizin hayatına baktığımızda da bunu görürüz; zulme karşı durmayı, mazlumu korumayı ve adaleti savunmayı öğreten bir anlayış vardır.
Bu yüzden İslam’a yönelik haksız suçlamaları da doğru bulmuyorum. Bir inancı terörle veya şiddetle özdeşleştirmek, hem gerçeğe hem de insanlığa haksızlıktır. Çünkü her inançta olduğu gibi İslam’da da temel mesaj şudur: İnsan hayatı kutsaldır.
Bugün Gazze’de yaşanan acılar, dünyadaki milyonlarca insanın kalbinde derin bir yara açıyor. Çünkü insanlar artık şunu soruyor: Bu kadar teknolojiye ve güce sahip bir dünyada neden hâlâ masum çocuklar ölmek zorunda kalıyor?
Sanatçı olarak benim görevim siyaset yapmak değildir. Ama insanlık adına konuşmak herkesin sorumluluğudur. Çünkü vicdan, makamdan ya da meslekten bağımsızdır.
Ben sahnede bir türkü söylediğimde insanların bazen birbirine sarıldığını görürüm. İşte sanatın gücü tam da budur. Sanat insanları ayırmaz, birleştirir. Bir ezgi bazen insanların kalplerini yumuşatır ve onları ortak bir duyguda buluşturur.
Ortadoğu’nun bugün ihtiyacı olan şey de budur: Barışın dili. Çünkü nefret büyüdükçe savaş büyür; ama empati büyüdüğünde barış da büyür.
Ben şuna inanıyorum: İnsanlık ne zaman birbirini düşman olarak görmeyi bırakırsa, o zaman gerçek barış mümkün olur. Çünkü insanı insan yapan şey güç değil, vicdandır.
Bu yüzden genç kardeşlerime her zaman şunu söylüyorum: Dünyayı anlamaya çalışırken öfke yerine merhameti seçin. İnsanları dinleri, kimlikleri veya coğrafyaları üzerinden değil; insan oldukları için sevin.
Filistin’de, İran’da, Suriye’de ya da dünyanın başka bir yerinde acı yaşayan insanlar bizim kardeşlerimizdir. Çünkü insanlık büyük bir ailedir. Bir yerde adalet yoksa, aslında hiçbir yerde tam anlamıyla adalet yoktur.
Benim dileğim şudur:
Ortadoğu yeniden medeniyetlerin, kültürlerin ve barışın buluştuğu bir coğrafya olsun. Çocuklar savaş uçaklarının sesini değil, okul zillerini ve oyun kahkahalarını duysun.
Sanat hayatım boyunca insanların kalbine dokunmaya çalıştım. Ama bugün şunu daha güçlü hissediyorum: Dünya artık daha fazla vicdana ihtiyaç duyuyor.
Çünkü adalet olmadan barış olmaz, barış olmadan da insanlık huzur bulamaz.
Ben de bir sanatçı olarak, bir insan olarak ve bu coğrafyanın evladı olarak barışın türküsünü söylemeye devam edeceğim.
Çünkü gerçek güç savaşta değil, barışta saklıdır.
