Çocuklarımızın Geleceği ve Vicdanın Sesi
Yıllardır sahnelerde şarkılar söylüyorum ama şuna inanırım: sanatçının görevi sadece şarkı söylemek değildir.
Davut Güloğlu
1/30/20263 min oku


Merhaba, ben Davut Güloğlu.
Yıllardır sahnelerde şarkılar söylüyorum ama şuna inanırım: sanatçının görevi sadece şarkı söylemek değildir. Sanatçı aynı zamanda toplumun vicdanına kulak veren, gördüğü yanlışları dile getirmekten çekinmeyen kişidir. Çünkü sanat, yalnızca eğlence değil; aynı zamanda insanı insan yapan değerlerin hatırlatılmasıdır.
Son zamanlarda dünyada konuşulan bazı olaylar var. Özellikle Epstein dosyası etrafında ortaya çıkan gerçekler, insanın içini sızlatan bir tabloyu gözler önüne seriyor. Bu olaylar bize bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: Güç, para ve makam insanı yoldan çıkarabilir; ama ahlakını kaybetmiş bir gücün hiçbir değeri yoktur.
Ben bir Karadeniz evladı olarak şuna inanırım:
Bir toplumun gerçek zenginliği bankalarda değil, çocuklarının gözlerinde saklıdır. Eğer çocuklarımızı koruyamazsak, onları kötü niyetli insanların elinden çekip alamazsak; ne sanatın, ne siyasetin, ne de teknolojinin hiçbir anlamı kalır.
Dünyada bazı çevreler yıllardır insanlığın en masum varlıklarını, yani çocukları, kendi karanlık arzularının kurbanı hâline getiriyor. Epstein meselesi, aslında bu karanlık düzenin yalnızca görünen yüzlerinden biridir. Bu olay bize şunu öğretti: İnsanlık, ahlakını kaybettiğinde medeniyet sadece bir vitrin süsü olur.
Ben bir sanatçı olarak şunu çok açık söylüyorum:
Çocukların dokunulmazlığı, insanlığın en kutsal sınırıdır. Bu sınırı aşan hiçbir güç, hiçbir zenginlik, hiçbir şöhret meşru değildir.
Bizim kültürümüzde çocuk kutsaldır. Anadolu’da bir çocuğun başı okşanırken bile “emanet” denir. Çünkü çocuk sadece bir aileye değil, toplumun tamamına emanet edilen bir değerdir. Bizler bu anlayışla büyüdük. Annelerimiz bize önce insan olmayı, sonra güçlü olmayı öğretti.
Bugün gençlerimize baktığımda şunu görüyorum: Dünya çok hızlı değişiyor. Sosyal medya, popüler kültür ve dijital hayat bazen değerlerimizi gölgeleyebiliyor. Ama genç kardeşlerime her zaman söylediğim bir şey var: Teknoloji değişir, modalar değişir ama insanın vicdanı değişmemelidir.
Ben müziğimde hep halkın duygularını anlatmaya çalıştım. Yüzü aşkın eserlerimi ve şarkılarımı söylerken de aslında aynı şeyi söyledim:
İnsanlık, sevgi ve vicdan üzerine kuruludur.
Bugün Epstein gibi olaylar konuşulurken mesele sadece bir suç dosyası değildir. Bu aynı zamanda bir ahlak meselesidir. Toplumlar çocuklarını koruyabildiği kadar güçlüdür. Eğer çocuklarımızı koruyamazsak, en gelişmiş şehirlerimiz bile içi boş bir kabuktan ibaret olur.
Sanatçıların, kanaat önderlerinin ve toplumun her kesiminin bu konuda açık bir duruş göstermesi gerekir. Sessizlik bazen suça ortak olmak demektir. Bizim görevimiz ise iyinin yanında durmak, kötülüğe karşı sesimizi yükseltmektir.
Ben genç kardeşlerime şunu söylemek isterim:
Gerçek güç, vicdanlı olmaktır. İnsan karakterini koruyabildiği sürece büyüktür. Parayla, şöhretle veya makamla değil; ahlakıyla hatırlanan insanlar dünyada iz bırakır.
Bizim medeniyetimiz, çocukları korumayı bir ibadet gibi görür. İnancımızda yetimin başını okşamak bile büyük bir sevap sayılır. Bu yüzden çocuklara zarar veren bir düzen, insanlığa zarar veren bir düzendir.
Benim dileğim şudur:
Dünyada hiçbir çocuk korku içinde büyümesin. Hiçbir genç kendini yalnız hissetmesin. Toplumlar çocuklarını korudukça güçlü olur, gençlerini korudukça geleceğini inşa eder.
Sanat hayatım boyunca bir şeyi savundum:
Sanatın görevi umut üretmektir. Ama umut üretmek için önce doğruyu söylemek gerekir.
Bugün de aynı inançla söylüyorum:
Vicdanın olduğu yerde insanlık vardır. Çocukların güvende olduğu yerde ise gerçek medeniyet vardır.
Ben de bir sanatçı olarak, bir baba olarak ve bu toplumun bir evladı olarak çocuklarımızın, gençlerimizin ve değerlerimizin yanında durmaya devam edeceğim.
Çünkü hayat devam ediyor… ama insanlık ise ancak vicdanla devam edebilir.
